Üyelik Girişi
Site Menüsü

Anasayfa

  

Merhaba,
Bu siteyi hazırlamaktaki amacım, yüzbinlerce insanımızın derdi olan kanserden korkmamanız ve kurtulmanız içindir.

İLHAN DEMİR

Bilgi almak için beni arayabilirsiniz:  0533 717 97 66

KANTARON OTU VE KANSER

Kanserle yaklaşık 10 yıl önce tanışmıştık.
Eşim göğsünde bir sertlik olduğunu söyledi. Hemen doktora gittik.
Pataloji sonucu; kanser olduğunu öğrendik.

Hemen ameliyatla göğsü alındı. Bir ay kadar sonra kemoterapiye
başladık. 6 kür boyunca eşim öldü öldü dirildi. Mide bulantısı ve
kusma ile geçti bu 6 kür. Yatak döşek yattı. Hiç alışık olmadığımız
bir şeydi. Çoluk çocuk perişan olduk eşimin bu haline. Ama eşim daha
çok perişan oldu. Çünkü bütün sıkıntıyı çeken kendisiydi.

Radyoterapiye gerek görmediler. Kemoterapi bitince ayda bir
kontrollere başladık. Her şey gayet iyi gidiyordu, ta ki, eşim bir
sabah sırtında ağrılarla uyanana kadar.

Önce soğuk algınlığı zannettik. Fakat MR çekilince eşimin kemiklerine
yayıldığını öğrendik. Boynu, sırt kürek kemiği, belinde iki kemik,
kalça kemiği ve ayak dirsek kemiğinde tutulum yani kanser
vardı. Önce radyoterapi uygulandı. 6 kemiğe birden radyoterapi
verilemezdi. Bu yüzden en fazla tutulum olan iki kemiğe radyoterapi
verildi. Radyoterapi bitince bir hafta aradan sonra kemoterapiler
başladı. 4. kürde eşimin karnında bir tümör oluştu. Doktorumuz
kemoterapiye devam etti. 6. kür bittiğinde eşimin karnındaki tümör 25
cm olmuştu.

Hemen radyoterapiye sevk edildik. Burada uygulanan radyoterapiden
sonra eşim dinlenmeye çekildi. Bu arada çekilen MR sonucuna göre
kemoterapi hiçbir fayda vermemişti. Aksine tutulum (kanser) kemik
iliğine sıçramıştı.

Bu noktada artık radyoterapi ve kemoterapiye güvenimiz kalmadı.
Doktorumuz da çaresizlik içerisinde ilaçların ve tedavilerin fayda
etmediğini söyledi.

Artık alternatif tıp tedavisine yönelmenin zamanı gelmişti. Yapacak
başka bişi kalmamıştı. Klasik tedavi fayda vermiyordu.

İşte tam bu sırada, değerli dostum Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
öğretim üyelerinden bir Profesör dostum, kantaron otundan
bahsetti. Dediğine göre, kayınpederi mesane kanseri imiş ve 7 kere
ameliyat geçirmiş. Mesanesinin alınmasına karar verildiği bir sırada
kantaron otunun kansere iyi geldiğini öğrenmiş ve zaten kaybedecek
bir şey yok deyip kayınpederine uygulamış. 3,5 ay sonra alınan
neticelerde, kanserden eser kalmadığını görmüş. Benimde eşime
kantaron tedavisi uygulamamı önerdi.

Zaten bizimde yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Hemen kantaron suyu
tedavisine başladık. Ozon tedavisi ile birlikte kantaron tedavisini
de yürüttük. Yaklaşık 2 ay sonra yapılan patalojik inceleme de eşimin
karnındaki kitlede kanser tümörünün kalmadığı şeklinde bir rapor
aldık.

Kemiklerdeki durumu için MR çekildiğinde 21 kemikten 14 tanesinde kanserin tamamen yok olduğunu gördük. Geriye kalan 7 tanesinde ise beyaz cam dastititesi görünümünde olduğu yazıyordu. Kantaron otu ile tedaviye başladıktan yaklaşık 5 yıl sonra eşim vefat etti. Eğer kantaron otu ile tedaviyi baştan yakalayıp da kemoterapi almamış olsa idik, kesinlikle eşim bugün yaşıyor olacaktı.

Böyle bir tedaviyi herkesle paylaşmak istedim. Kanserden korkmayın.
Tedavisi var. Yeter ki doğru tedaviyi uygulayın.

ANNEMİN KANSERDEN KURTULUŞ HİKAYESİ:

Merhaba,
Bu siteyi hazırlamaktaki amacım, yüzbinlerce insanımızın derdi olan kanserden korkmamanız içindir.


Bundan yaklaşık 6,5 yıl kadar önceydi.

Annem göğsünde eline gelen bir kitleyi fark etmişti. Önce Ankara Numune Hastanesi’ne yatırdık annemi. Doktorumuz kanser olduğunu söylemişti. Fakat tetkikler ve pataloji gerekiyordu. Yaşlı olduğu için her gün gidip gelmesi kolay olmayacaktı.
Yapılan tetkik ve patoloji sonuçları doktorumuzu haklı çıkarmıştı. Annem kanserdi. Üstelik koltuk altı lenflerine de sıçradığını düşünüyordu doktorumuz.

Kesinlikle ameliyat öneriliyordu. Fakat bir problem vardı. Annem 1.58 boyunda, 110 kiloydu. Üstelik 71 yaşında ve 3 kalp damarı önemli ölçüde tıkalıydı. Bu durumda ameliyat olması çok riskliydi. Ameliyat masasında kalabilirdi. Daha da kötüsü bütün vücudu iltihap doluydu. Açıkcası doktorumuz fazla ümid vermiyordu.

Gittiği yere kadar gider demişlerdi.

Annemin moral sıfıra inmişti. Bu yaştan sonra acılar içinde kıvranarak ölmek istemiyordu. Yatağa düşerse 70 yaşından sonra ona kim bakacaktı?

Benim moralim yerindeydi. Kanser tedavisinde tıp her ne kadar başarısızsa da, tamamlayıcı tedavi ile birlikte gerçekten süper sonuçlar elde etmek mümkündü.

Annemin kanserli göğsü alınmalıydı. Daha önce dediğim gibi, annemin 3 tane kalp damarı önemli ölçüde tıkalıydı. Üstelik 1.58 boyunda ve 110 kiloydu. Daha da kötüsü şeker hastasıydı ve ünsilin kullanıyordu. Kötü kolestrolü de aşırı derecede yüksekti.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen elimizde kantaron otu gibi, Allah’ın mucizesi olan bir bitki vardı ve 85 çeşiti olan bu bitkinin kanseri tedavi eden cinsi de elimizdeydi. Çünkü kantaron bitkisi, hem kalp damarlarını açıyor, hem şeker hastasını tamamen iyi ederek insülinden çıkartıyor, hem kötü kolestrolü kısa zamanda tamamen yok ediyordu. En güzel tarafı da kanser tümörlerini yok ediyordu.

Bismillah deyip kantaron suyunu kaynattık. Annem düzenli bir şekilde kantaron suyunu, kantaron yağını ve diğer tamamlayıcı tedavi ürünlerini kullanmaya başladı. 3 ay sonra kalp damarlarında önemli ölçüde açılmış, şeker hastalığından tamamen kurtularak ünsilini de terk etmiş, kötü kolestrolden de kurtulmuştu.

Özel olarak ürettiğim kantaron yağını da Rahim bölgesinde kullanarak bütün önemli tehlikeleri atlatmıştı.

70 yaşından sonra artık göğüs annem için önemli değildi. Göğsünün ve koltuk altı lenflerinin ameliyatla alınmasına hiçbir itirazı olmadı. Ameliyat son derece başarılı geçmiş, aşırı kilosuna rağmen anesteziden hemen kurtulmuş ve kısa sürede odasına alınmıştı. Kantaron bitkisinin mucizeleriydi bunlar. Ameliyattan 2 ay sonra normal hayatına dönmüştü. Doktorunun kemoterapi önerisine şiddetle karşı çıkmıştı. Annem 70 yaşından sonra bir şeyi çok iyi öğrenmişti: Kanser vücuda yayıldıysa kemoterapi kesinlikle işe yaramazdı. Özellikle invaziv yani çevre dokulara yayılmış duktal karsinom (süt kanalı) kanserlerinde kemoterapi hastalığı hızla yaymaktan başka bir işe yaramıyordu. Ameliyat başarılı geçmişti ama, göğsündeki deriye kadar tümör yayıldığı için hala kanser tümörü taşıdığı kesindi.

Ancak 25 gün olarak planlanan radyoterapi hayır demedi. Böyle bir aşamada Radyoterapi kanser tümörlerini yakarak kısa sürede hastanın tamamen kurtulmasına yardım edebiliyordu.

Hacette Üniversitesi Hastanesinde aldığı Radyoterapi sırasında da kantaron otu, yağı ve diğer tamamlayıcı tedavi ürünlerini dikkatlice kullanmaya devam ediyordu.

Annemin sağlığı mükemmeldi. Ters giden hiçbir şey yoktu.

Annem kantaronun mucize gücünü gözleriyle görmüş, tamamlayıcı tedavi ürünleri ile birlikte kullanmaya ve kanseri tetikleyen yiyeceklerden uzak durarak yaşamını mükemmel bir şekilde sürdürmeye alışmıştı.

Annemin en son MR ve tahlillerini ise bundan 2 hafta kadar önce yaptırdık. Kansere yakalandığının üzerinden 2 sene geçtikten sonra sonuçlar mükemmeldi. Annemde en ufak bir kanser tömürü yoktu ve her şey mükemmeldi.

Rabbim cümle kanser hastalarına şifa versin.


Böyle bir tedaviyi herkesle paylaşmak istedim. Kanserden korkmayın. Tedavisi var. Yeter ki doğru tedaviyi uygulayın.

Önemli not: 89 çeşiti olan kantaron otunun doğru olanı ile yapılan kanser tedavisi kesinlikle netice vermektedir. En azından 15 dakika ile bir kaç saat arasında kanser ağrılarını derhal kesmekte, daha sonra da hızlı bir şekilde kanser tümörlerini yok etmektedir.

EMEKLİ ÖĞRETMEN METASTATİK KANSERDEN NASIL KURTULDU?

Bundan yaklaşık 8 ay kadar önceydi. Benim burada yazdıklarımı okuyan Aydın ilinde yaşayan emekli öğretmen Şükran hanım beni aradı. Benimle konuşurken ağlamaya başladı. Dün hastaneden geldiğini, uzun süredir oturamdağı ve şiddetli ağrısı nedeniyle yaptırdığı tetkik sonucu rektumda 6 cm boyunda bir kanserli tümör tespit edilmişti. Çekilen MR sonucunda kanserin karaciğerine ve lenflere sıçradığı anlaşılmıştı. Doktoru hemen onkolojiye sevk etmek istemiş, fakat Şükran hanım kemotaripiyi kabul etmemiş ve internette araştırmaları sırasında tesadüfen beni bulmuştu.  Sabaha kadar ağlayarak Allah'a dua ettiğini söylüyordu. Merak etmeyin dedim, doğru yerdesiniz diye teselli ettim.

Şükran hanıma kantaron tedavisi önerdim ve sonuç mükemmeldi. 4 ay sonra çekilen MR'larda rektumdaki ve karaciğerdeki tümörler tamamen kaybolmuştu. Kendisini muayene eden onkoloji profesörü şaşkınlık içinde Şükran hanıma ne yaptığını ve bu tümörleri nasıl yok ettiğini sormuş. Şükran hanım gülerek; Bol bol dua ettim hocam demiş. Gerçekten de samimiyetle yapılan bir dua, insanı doğru yere yönlendirecektir.

Şükran hanımın geçen hafta çekilen 3. MR'larında da herşey tertemiz görünüyor.

EMNİYET MÜDÜRÜNÜN HANIMI YUMURTALIK KANSERİNDEN NASIL KURTULDU?

2007 yılında bir gün heyecanlı ve üzgün bir kişi kapımı çaldı. Eşinin doğum sırasında alt batına yaygın şekilde kanser olduğunu öğrendiklerini ve çok kötü bir şekilde yıkıldıklarını söyledi. Elindeki tıbbi raporu gösterdi. Çocuğunun annesiz büyüyeceğinin düşüncesi bile bütün huzurunu kaçırmıştı. Merak etmeyin, kantaron otu bu işi halleder dedim.

Gerçekten de yaklaşık 3 ay sonra kanser tamamen yok olmuştu. Kantaron otu kullanmaya devam edin dememe rağmen kullanmadılar. Yaklaşık 8 ay sonra yeniden nüksetti. Yeniden kantaron otuna başladılar ve 6. yılın sonunda kanserden kalmadı ve emniyet müdürü olan bu şahıs mutlu bir şekilde çocuğunu okula kanserden kurtulan eşi ile birlikte götürüp getiriyor ve 5 vakit namazında dualarından beni de eksik etmediklerini söylüyorlar.

MİDE KANSERİNDE

Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° -2°
Saat