Üyelik Girişi
Site Menüsü

Meme Kanseri

 

 

\"

MEME KANSERİ:

Meme çağlar boyunca, bebek besleme özelliğinin yanı sıra bir güzelik unsuru olarak anılmıştır. Memenin dışındaki o narin deri ile en altta kaburgaları örten pektoral (göğüs) kaslar arasında, süt üreten bez dokusuyla içi içe bir yağ dokusu bölgesi vardır. Bu süt bezleri saplı brokoli demetlerine benzer. Ucu lobül denen kabarcıklar halinde olan bu demetler süt üretir. Salkımlar emzirme sırasında sütü lobülerden meme ucuna taşıyan duktuslardır (kanal yolu)

Lobüller süt salgılama bezleridir ve kanallar emzirme anında bu sütü lobüllerden meme ucuna taşır. Meme kanseri çoğunlukla bu bezin içinde başlar ve zamanla bezden dışarı taşarak lenf kanalları ya da kan damarları aracılığıyla vücudun diğer organlarına yayılır.

KANSER TÜRLERİ:

A- SIK GÖRÜLEN MEME KANSERİ TÜRLERİ

 1-) IN SITU DUKTUS KARSINOM (DCIS:

Kanser eğer memedeki duktuslardan (süt kanalları) birinde ya da birkaçında yerleşik ise ve buradan dışarıya yayılmamışsa, ona yayılmayan kanser denir. bu kanser türü memeyi çevreleyen dokulara sıçramamış olmakla birlikte, ihmal edilirse bunu yapmakta gecikmeyecektir. Bezlerin dışındaki kan damarlarına ya da lenf kanallarına girmemiş olduğu için vücudun diğer organlarına doğru yayılamaz, bu nedenle bu kansere "erken evrede" denir (evre 0)

Eğer mamografi ile kontrol yapılıyorsa, DCIS şekilsiz bir toprağa, kum zerreciklerinden oluşan beyaz bir kümeye benzer. Salkım salkım görünen bu zerrecikler bir duktusun içindeki kireçlenmeleri anlatır. Mamograif raporu bu kireçlenmenin pleomorfik (şekilsiz) ve kanalın içinde bir sıra halinde dizili olduğunu belirtebilir. DCIS hastası kadınların yaklaşık yüzde 15\'inde bu kireçlenmenin yanında büyükçe bir belli belirsiz nokta (kitle) bulunur. Yüzde 10\'luk bir kesimde bu kitlenin yanı sıra kireçlenme bulunmaz. Nispeten daha az bir örnekte ise doktorlar bir memografi ya da fiziksel kontrol sırasında herhangi bir belirtiye rastlamadan, tesadüfen yapılan bir biyopsu sonucu kanseri tespit edebiliyorlar.

Meme tümörü kitlesi çoğu zaman elle kontrolla anlaşılamaz. Çok nadir olarak elle bir sert kitle hissedilebilir, ya da kanserli kanal meme ucundan kendiliğinden sıvı akışına neden olur veya duktustan gelen kanserli hücreler meme başındaki deriyi aşındırır (buna paget hastalığı denir)

Yayılmacı kanser hücreleri bezin dışına taşar ve memedeki kan damarları ve lenf kanalları sırçrama potansiyelini barındırır. Eğer DCIS tedavi edilmezse yayılan yayılan bir meme kanserine dönüşebilir.

DCIS\'lı kadınların yzüde 14 ila 80\'ine on yıl ve daha sonrasında yayılan kanser tanısı konmuştur. Yani bu tür kanserlerde kanser oluşumu için on yıl veya daha fazla bir zaman gerekmektedir.

DCIS evre I - Düşük dereceli, başlangıç evresine yakın

DCIS evre III-  Anormal hücrelerin giderek çoğaldığı yıksek evre

DCIS evre II- Evre I ve Evre III arasında arada bir yerde demektir.

2-) YAYILMACI (INFILTRATİF - INVAZIV) DUKTUS KANSERİ

En yaygın meme kanseri türü infiltratif duktus kanseridir (ID); beş meme kanserinden dördü bu türün içindedir. Bu kanser türü duktusun duvarını yıkıp etrafını saran memenin yağ dokusuna nüfus etmiştir. Buradan kan damarları ya da lenf kanalları vasıtasıyla vücudun diğer organlarına sıçrayabilir (lenf-damarları yoluyla yayılma)

3-) YAYILMACI (INFILTRATIF -INVAZIV) LOBUL KANSERİ (IL):

Yayılmacı kanser türlerinden yüzde 10 kadarı bu kanser türündendir. Kanser hücreleri lobülün duvarını aşacak kadar gelişmiş olup, lenf kanalları ya da kan dolaşımı yoluyla vücudun öbür bölümlerine yayılabilir.

B- ENDER GÖRÜLEN MEME KANSERİ TÜRLERİ:

    1-) MODULER KARSİNOM:

Beyin dokusunun pembemsi rengini çok andıran bu kanser, tümör ile normal meme dokusu arasında net bir şekilde görülen belirgin bir sınıra sahiptir. Bütün meme kanserlerinin yüzde 1\'i ila 7\'si bu türü oluşturur ve prognozu (hastalığın seyri) yayılmacı lobül ya da duktus kanserine göre daha iyidir.

    2-) TUBÜLLER KARSİNOM:

Adını küçük tüplere benzeyen hücrelerden alan bu kanser türü bütün meme kanserleri arasında yüzde 1 ila 2 arasında yer tutar. Yayılmacı bir kanser türü olmasına rağmen, orijinal tümörün lenf düğümlerine sıçradığı saptandığında bile, başka organlara çok ender metastaz yapar. Yayılmacı lobül ya da duktus kanserine oranla daha iyi bir hastalık seyri söz konusudur.

    3-) PAPILLER KARSİNOM:

Pek yaygın görünmeyen bu kanser türünde hücreler küçük kabarcıklar ya da parmak şeklinde uzantılar halinde topaklaşır. Bu en az yayılan türdür. Zaman zaman yayılmacı bir türüne de rastlanır. Lenf nodülüne yayılması da, metastaz hali de pek enderdir. 

    4-) INFLAMATUAR MEME KANSERİ (IBC):

Meme kanserinin bu ilerlemiş biçiminde yayılan kanser hücreleri meme lenf kanalları boyunca yol alarak derinin lenfatik ağına sızar. Kanser hücreleri bu kanalları tıkar ve lenf sıvısının akışını engelleyerek memenin kızarıp şişmesine ve ısınmasına neden olur. Genelde, cildin kalınlaşmasının dışında ne bir yumru, ne de mamografide saptanabilecek bir yumru vardır. IBC önceleri bir enfeksiyonu andırır. Enfeksiyonlar çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirler, bu durumda memesi ateşlenen bir kadın bir iki hafta antibiyotik tedavisinden sonuç alamazsa, mutlaka genel cerraha görünmelidir. bu kanser esas olarak ancak deriden alınan bir biyopsi örneği ile saptanabilir. Meme kanserinin saldırgan bir biçimi olan bu türde ameliyattan önce çoğu kez kemoterapi denenir.

    5-) PAGET MEME HASTALIĞI:

Önce derinin pul pul dökülmesine yol açan ve egzamayı andıran meme ucundaki kırmızımsı bir yara şeklinde beliren bu ender rastlanan kanser türü kabuklaşarak yayılma eğilimi gösterir ve bu yara iyileşmek bilmez. Paget hastalığı ile egzama arasındaki tek fark, egzamanın hemen hemen her zaman yalnız meme başı çevresindeki koyu renkli bölgeyi etkilemesidir. Meme ucuna hiç sıçramaz. Meme başı çevresinden alınan biyopsiyle kanallar içinde meme derisine doğru yol almakta olan kanser hücreleri saptanır. Çoğu kez altından kanser çıkar. bunun yayılmacı olduğu anlaşılırsa, lezyonun bulunduğu evreye göre tedavi programı düzenlenir.

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ:

Meme kanserinin belirtileri neler olabilir?
       Erken evre meme kanserinde hastanın hiç şikayeti olmayabilir, ya da aşağıdaki belirtilerden bir ya da birkaçı olabilir.
\"*\" Memede ele kitle gelmesi en sık rastlanan belirtidir.
\"*\" Memeden akıntı gelmesi (bulanık ya da kanlı)
\"*\" Meme başında çekilme
\"*\" Meme derisi üzerinde çekilme
\"*\" Memede büyüme, ödem, kızarıklık, meme derisinin portakal kabuğu görünümünde olması
\"*\" Meme başında iyileşmeyen yara
\"*\" Memede daha önceden olmayan, gözle farkedilebilen herhangi bir değişiklik
       
       Meme kanseri öncelikle lenf damarları ile koltuk altındaki lenf bezlerine sıçrar. İleri evrelerde kanserin meme dışında başka organlara sıçramasına metastaz yapma denir. Meme kanseri en çok kemik, akciğer ve karaciğere metastaz yapar. Metastatik hastalığı olanlarda hastalığın sıçradığı organa göre şikayetler ortaya çıkar. Örneğin kemiğe sıçramışsa, kemik ağrısı, kemik kırıkları meydana gelebilir. Beyine sıçramışsa felç, görme bozukluğu, başağrısı, başdönmesi gibi şikayetler gelişebilir.

MEME KANSERİNİN TEŞHİSİ:

1-) KENDİ KENDİNE ELLE TEŞHİS

Hastanın memelerini kendi eli ile kontrolü sırasında, ya da doktorun meme kontrolü sırasında ele bir şişlik gelmesi ile teşhis yapılmış olur.

Meme Kanserinin erken teşhisi için elle kontrol çok önemlidir.

Elle kontrol nasıl yapılır?

       20 yaşın üstünde bayanların, tercihen banyoda sabunlu iken, memelerini ve koltuk altı bölgelerini kendilerinin elle her ay muayene edip, ayrıca ayna karşısında da iki memede daha önceden olmayan bir görüntü var mı diye kontrol etmeleri gereklidir. Kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak ilgili hekimlerden öğrenilebilir. 20 yaş ile 40 yaş arasındaki kadınlara her 3 yılda bir, 40 yaş ve üstündekilere ise her yıl bir doktor tarafindan meme muayenesi yapılmalıdır. 50 yaş sonrasında her kadın her yıl bir mammografi çektirmelidir. Ailesinde meme kanseri öyküsü olup, meme kanseri gelişmesi için riskli grupta olan kadinların ise 40 yaşından sonra yıllık mamografi çektirmeleri önerilmektedir. Böylelikle henüz hastada hiç bir şıkayete yol açmadan çok erken evrelerde meme kanserini yakalama olasılığı artar. Unutulmamalıdır ki, erken evre meme kanseri tedavi ile iyileştirilebilir bir hastalıktır.

2-) GÖRÜNTÜLEME İLE TEŞHİS

      a-) Mamografi

      Halk arasında en çok bilineni, röntgen ışınlarıyla tarama demek olan  mamografidir. Uzun süreli memografi çektirenlerde kansere yakalanma riski söz konusudur.

      Mamografi göğüs içerisinde ki değişiklikleri kadının kendisi yada doktoru tarafından hissedilemeyecek haldeyken bile görüntüleyebilir. Kitlenin bulunmasının sonrasında, mamografi bunun kanser olup olmadığının belirlenmesinde kullanılabilir. Biopsi, kuşkulu dokunun alınarak labratuvar şartları altında kanser olup olmadığının belirlenmesi işlemidir. Bir anormalliğin bulunması durumunda, özel bir mamografi türü (Stereotactic Mammography) eşliğinde yada ultrasound yardımı ile yapılan biopsi teşhisinin doğrulanması amacı ile kullanılabilinir.

 

Mamografinin Çeşitleri

 

Kontrol ve tanı amaçlı olmak üzere mamografiler ikiye ayrılabilir.

Kontrol amaçlı mamografi, hiç bir şikayeti olmayan kadınlarda olası meme kanserlerini erken aşamada teşhis etmek için kullanılır. Kontrol amaçlı mamografi düzenli olarak yapıldığında erken tanı olasığını arttırarak tedavinin başarıya ulaşma şansını önemli bir ölçüde arttırır. 40 yaşını aşkın her kadının yılda bir kez kontrol amaçlı mamografi yaptırması önerilmektedir. Göreceli olarak daha yüksek risk taşıdığı var sayılan kadınlar doktor önerisi ile daha erken yaşlarada bu uygulamaya başlayabilirler.

Tanı amaçlı mamografi kitle bulunması yada göğüs akıntısı gibi göğsü ile ilgili şikayeti olan kadınlar ile kontrol amaçlı mamografisinde normal olmayan oluşumlar bulunan kadınlar için uygulanan bir yöntemdir. Tanı amaçlı mamografi daha detaylı bir işlemdir ve bu nedenle kontrol amaçlı mamografiden daha uzun zaman alır. Tanı amaçlı mamografi kuşkulu dokunun tam yerini, boyutunu belirlemek ve çevre dokuyla lenf bezlerini görüntülemek amacı ile yapılır. Tanı amaçlı bir mamografide göğüs kontrol amaçlı mamografide olduğundan daha fazla açıdan görüntülenir. Bu nedenlede tanı amaçlı mamografi kontrol amaçlı mamografiden daha pahalıdır. Daha önceden meme kanseri geçirmiş kadınlar ve göğüslerinde protez bulunan (Slikon vb.) kadınlar tanı mamografisi yaptırırken daha fazla açıdan görüntülenmelidirler.

Mamografi Nasıl Yapılır?

Mamografi çekilirken, uzman hastayı gerekli konuma getirerek her bir göğsü ayrı ayrı görüntüler. Her göğsün çekiminde, göğüs fotgrafik bir filmin üstüne dikkatlice konumlandırılır ve nazikçe iki levha arasında bastırılır. Bu levhalar genellikle şeffaf cam elyafından yada başka şeffaf plastiklerden yapılmışlardır. Bu sıkıştırma göğsün düzleşmesine neden olur, bu da en fazla dokunun görüntülenmesini ve incelenmesini olası kılar.

Bazı mamografi merkezlerinde, uzmalar mamografi öncesi göğüs derisi üzerine yapışkan yer belirleyiciler koyabilirler. Bu işaretlemenin amacı, yaralar gibi kanser ile ilişiği olmayan ancak yanlış değerlendirmelere yol verebilecek oluşumları belirlemek olabileceği gibi, mamografi yapılmasına neden olan bulunmuş kitle gibi potansiyel alanları işaretlemek te olabilir. Bazı mamografi merkezlerinde, herzaman göğüs ucuna konan bir işaretleyici konulur ve radyolojistler bu işaretleyiciyi bulgularının yerlerini belirlemek amacı ile kullanırlar.

Mamogram çekilirken, bir x ışını kaynağı çalıştırılır ve oluşan x ışınları sıkıştırılmış olan göğsün üzerinden geçerek, göğsün altındaki fotoğraf filmi kartuşuna ulaşırlar. Film kartuşu içinde bulunan özel bir fosfor tabakası, üzerine düşen x ışınları oranında parlar ve bu parlaklık fotoğraf filmi tarafından kaydedilir. X ışınları farklı yoğunluktaki ve tipteki dokulardan farklı oranlarda geçtiği için, göğsün iç yapısı görüntülenmiş olur. Bu iki aşamalı görüntüleme yöntemi, duyarlılığı yüksek fotoğraf filmleri ve özel x ışınları kullanılarak yapıldığı için göğsün çok detaylı görüntüsünü olası olan en az radyasyon miktarı ile üretir. Mamografi filminin işlenmesi normal fotoğraf filminin işlenmesinden pek farklı değildir. İşlenmiş mamografi filmleri radyolojistler tarafından değerlendirilirler. Radyologlar değerlendirmelerinde her iki göğsün mamografını ve yeni mamogramları eskileri ile karşılaştırırlar. Değerlendirmede radyologlar gölgelere ve göğüs dokusu yoğunluğunun dağılımına bakarlar.

Mamogram parmak izi gibidir, kadından kadına oldukça fazla farklılık gösterir aslında hiç bir mamogram diğer bir mamgrama benzemez. Bu nedenle, kontrollere giderken daha önceki kontrollerin yanlızca raporlarını değil bu kontrollerde çekilmiş mamogram filmlerininde götürülmesi büyük önem taşır. Daha önce çekilmiş mamogramlar ile yeni çekilen arasındaki küçük farklar kansere erken aşamada tanı konmasını sağlayabilir.

Göğüsler yağ, lif dokusu ve salgı bezlerinden oluşmuşlardır. İyi huylu ve kanser olan lezyonlarda dahil olmak üzre, göğüs kitleleri mamogram filmi üzerinde beyaz bölgeler olarak görünürler. Yağ mamogram filmi üzerinde siyah olarak olarak görünür. Bunun dışında ki herşey (salgı bezleri, bağ dokusu, tümörler, mikrokalsifikasyon gibi diğer önemli anormaliteler) mamogram filmi üzerinde değişik düzeyde beyaz olarak görünür.

Mamografi Yapılırken Göğsün Sıkıştırılması

Mamografi çekilirken maximum oranda dokunun görüntülenebilmesi için göğsün bir miktar sıkıştırılarak yassılaştırılması gerekir. Göğsün sıkıştırılması bir miktar rahatsızlık yaratsa da, bu yanlız ca mamografinin çekilmesi için gerekli olan kısa bir süre içinde sona erecektir. Mamografi çekilirken sert bir sıkıştırılma ve basınç hissedebilirsiniz ama bu size acı verecek düzeyde olmamalıdır. Eğer acı duyarsanız, mamografi teknisyenini durumdan haberdar etmelisiniz. Göğsün mamografi çekilirken sıkıştırılmasının nedenleri arasında;

Göğsün sıkıştırılarak daha az miktarda dokunun üst üste gelmesini önlemek ve dolayısı ile göğsün anatomisi ve olası anormalliklerin daha iyi görüntülenebilmesini sağlamak. Örneğin, yetersiz oranda yapılan sıkıştırma mikrokalsifikasyonların kötü görüntülenmesine yol açar, mikrokalsifikasyonlar minik kalsiyum birikmeleridir ve genellik le meme kanserinin erken işaretlerindendir. Normal de yanlız ca gölge olarak görünecek olan bölgelerin üst üste gelerek, şüpheli bir görüntü oluşturması. Daha ince bir duku incelenecek olduğu için daha az oranda x-ışınına gereksinim olması. Göğsün hareket etmesine engel olarak, net olmayan görüntüler alınmasına engel olmak. X-ışının kalın doku içinde dağılarak, görüntü kalitesini düşürmesine engel olmak.

Mamografi Yapılırken Alınan Görüntüler

Kontrol amaçlı mamografi yapılırken, göğüsler birer birer görüntülenir. Bu işlem sırasında;

Tipik olarak yukarıdan (cranial-caudal görüntü, CC) ve, bir açıyla, eğimli olarak (mediolateral-oblique, MLO) görüntü alınır.

Tanı amaçlı yapılan mamografide de göğüsler birer birer görüntülenir.  Bu işlem sırasında kontrol amaçlı mamografide alınan görüntülere ek olarak, problem ile ilintili ek görüntüler alınır. Bunlar arasında;

Dışarıdan içeriye doğru yandan alınan Lateromedial (LM) görüntüsü Göğsün ortasından dışarıya doğru alınan Mediolateral (ML) görüntüsü Büyütülerek yukarıdan alınan CC görüntüsü Problem görülen alan sıkıştırılarak alınan görüntüler vardır. Bunlara ek olarak bazen, her iki göğsün iç kısmını görüntülemek amacıyla alinan "vadi görüntüsü" alınır. Bu görüntü alınırken her iki göğüste görüntüleme yerine konur ve aralarındaki bölge ile içe bakan kısımları görüntülenir.

Bu görüntüler de normal olmayan yoğunlukta dokular saptandığında, daha detaylı görüntüleme işlemlerine baş vurulur.

 

b-) Meme Ultrasonu:

 

Mamografide bulunan  şüpheli bir yoğunluk üzerinde çalışmak ya da ele gelen bir kitleyi daha ayrıntılı incelemek için başvurulan bir sonraki adımdır. Ultrason yalnızca memenin belli küçük bölgelerini görüntüleyebiliyor; tarama amacıyla kullanılamamasının nedenlerinden biri budur. Yüksek yoğunluklu ses dalgaları doktorların kitlenin sıvı dolu bir kist mi, yoksa sert bir kitle mi ya da normal bir meme dokusu mu olduğunu anlamasını sağlayan sonografi denilen bir resim çıkartır. Ses dalgaları sıvının içinden geçtiği için sonografide kara bir delik ya da benek gibi görünen bir kist genelde iyi huyludur. Sert kitle ise ses dalgaları ona çarpıp geri döndüğü için beyaz görünür. Genellikle iyi huylu kitle düzgün sınırlara sahip olup, yatay haldedir. Kötü huylu kitle ise dikine durur ve çevresi düzgün değildir.

 

c-) Meme Mr Görüntülemesi:

 

Meme MR (Manyetik Rezonans) Görüntülemesi memenin görüntüsünü radyasyon kullanmadan alma olanağı sağlayan yüksek çözünürlü bir yöntemdir. Çoğunlukla kadınlarda şişkin bir koltukaltı bezesinde kanser hücreler bulunduğu, fakat kanserin elle incelemede ya da mamografide tespit edilemediğinde kullanılır. (Buna gizli meme kanseri denilir.)

 

Doktorlar bazen MR\'ı kanser şüphesiyle göğüs duvarındaki kasları incelemek için kullanırlar. Çünkü bu bölgeye mamografiyle ulaşmak zordur. MR başka amaçlarla da kullanılır. Bunlardan biri, özellikle yayılmacı lobüler kanserlerde fiziksel kontrol ya da mamografi de göründüğünden çok daha büyük olabilen bir tümörün boyutlarını ve derecesini anlamaktır. MR görüntülenmesi ameliyat öncesi tümörü küçültmek için başvurulan kanser ilaçlarının (neoadjuvant kemoterapi) işe yarayıp yaramadığını anlamak için kullanılır. Meme MR\'ı bundan başka lumpektomi ve ışın tedavisi uygulamaları sonrasında hastalığın tekrar nüksedip etmediğini izlemek için de kullanılır.

 

Meme MR\'ı özel bir donanım ve görüntü yorumlama deneyimine sahip radyologlar gerektiren  pahalı ve karmaşık bir teknolojidir. Yeterli bilgi ve donanıma sahip olmayan bir Radyolog, görüntüyü rapor ederken anlayamadığı bir yer olduğunda; "...... gaz yoğunluğu nedeniyle görüntülememiştir" diyerek es geçmektedir.

 

Yine; özel bir donanım ve görüntü yorumlama deneyimine sahip olmayan radyolog; İyi huylu bir anomalinin kanser sanılmasına yol açabilecek  yanıltıcı bir rapor da verebilir.

 

Eğer radyologunuz size kötü bir rapor verdiyse, derhal üniversitelere başvurup, öğretim üyesi farkı yatırarak, yeniden MR isteyiniz.

 

d-) Meme Duktusografisi (ya da Galaktokrafisi):

 

Kimi zaman bir memedeki tek bir duktusun meme başında kendiliğinden bir akıntı yaratması üzerine duktusografi (ya da galaktokrafi) denilen daha ayrıntılı bir mamografi yöntemine başvurulur. Doktor duktusun içine ince ve tük başlı yumuşak bir kateter sokarak, röntgen ışınlarını gösteren bir miktar boya şırınga eder. Bu prosedür doğru kanalı yakalamak için meme başı akıntısı geldiği sırada yapılır.

 

3-) BİYOPSU SONUCU TEŞHİS:

 

Meme kanseri teşhisi için görüntü testleri yeterli değildir. Doktor mutlaka kuşkulanılan bölgeden doku örneği almalı ve bunun mikroskop altında incelenmesi için patalog ya da sitolog denilen özel eğitim almış uzman bir doktora iletmelidir.

 

   a-) İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi:

 

    Doktor bir kistten sıvı ya da sert bir kitleden doku örneği almak için ince bir iğne kullanır. Bu işlem doktorun muayenehanesinde bile yapılabilir. Doku örneği, kanser olup olmadığını anlamak için mikroskopta incelenir (sıvı da özellikle içinde kan varsa bu yöntemle incelenebilir.)

 

   b-) Görüntü Yönlendirmeli Kalın İğne Biyopsisi:

 

Doktor kalın iğne biyopsisinde, deriyi uyuşturarak, kalem ucu kalınlığında delikli bir iğne vasıtasıyla meme dokusu alır. 1990\'ların başından beri görüntülemeye kaynak alan bu kalın iğne biyopsisi elle hissedilemeyen, ama mamografi ya da ultrasonda görüntülenen meme anomalilerini incelemek için tercih edilen bir yöntemdir.

 

   c-) Açık Cerrahi Biyopsi:

 

     Açık cerrahi biyopsi uygulamasında doktor deriden içeri girerek, anomali gösteren dokunun ya bir parçasını ya da tamanını alarak mikroskop muayenesine gönderir.

 

     Eksizyonel biyopside üzerinde durulan bölenin tamamı alınır. Bu uygulama, bölge küçükse yapılır.

 

      İnsiszyonel biyopside ise anormal bölgeden parça alınır. bu teknik nispeten daha büyük lezyonlu bölgeler için uygundur. Memenin görüntüsü üzerindeki etkisi daha sınırlı olmakla birlikte cerraha teşhis için yeterli veriyi sağlar.

 

Meme Kanserinde Tedavi


Hormon tedavisi meme kanseri tedavisinde kullanılan sistematik tedavi yöntemlerinden biridir. Tedavinin amacı, ameliyat ile alınan kitleden ameliyat öncesi ayrılarak vücudun başka yerlerine gitmiş olabilecek kanser hücrelerinden vücudu korumaktır. Hormonal tedavide, meme kanseri hücrelerinin büyümesine yardımcı olabilen östrojen ve progesteron gibi hormonların etkilerinin bloklanması amaçlanır.

Aklınızda tutmanız gereken bir unsurda hormon tedavisinin, genellikle menepoz yada menepoz sonrası uygulanan hormon değişim tedavisinden (Hormone Replacement Therapy, HRT) tamamen farklı olduğudur. Hormon değişim tedavisi bir meme kanseri tedavi yöntemi değildir ve meme kanseri tanısı konulmasının ardından uygulanması pek de önerilmeyen bir yöntemdir.

Tamoxifen, meme kanseri tedavisinde ve meme kanserinin oluşmasını engellemekte kullanılan en yaygın anti-östrojen tedavidir. Ancak, tamoxifen\'den başka diğer hormonal tedavi yöntemleri de vardır.

Meme Kanseri Tedavisinde Hormonların Rolü


Meme kanseri tümörleri alındıktan sonra, doku biyopsisi denilen testler yapılır. Bu testlerde kanser hücrelerinin kadınlık hormonları olan östojen ve progesteronu algılamak için algılayıcıları olup olmadığı belirlenir. Kanser hücrelerinde ne kadar fazla algılayıcı varsa, bu hücrelerin tamoxıfen gibi hormonal tedavi yöntemlerine cevap verme olasılığı da o kadar yüksek olur. Meme kanserlerinin yaklaşık olarak %60\'ı östrojen algılayıcısı pozitiftir (Çoğu zaman ER+ olarak da gösterilir), "Pozitif" in anlamı, kanser hücrelerinin büyük bir kısmında algılayıcıların var olmasıdır.

Eğer kanserli hücreler arasında algılayıcıları olanların sayısı az ise (ER- ise), anti-östrojen tedavisi ER+ olan durumda olduğu kadar iyi çalışmaz. Ancak, anti-östrojen tedavisi progesteron algılayıcısı pozitif (PR+) olan hastalarda da işe yarayabilir. Diğer bir değişler, ER- ve PR+ olan kadınlar da anti-östrojen tedavisine cevap verebilirler. Ek olarak, yakın zamanda yapılmış olan bazı çalışmalar ER ve PR durumuna bakılmaksızın Herceptin adında ki ilacında yararlı olabileceğini göstermiştir.

Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 12° 2°
Saat