Üyelik Girişi
Site Menüsü

Radyoterapi

 

RADYOTERAPİ

Radyoterapi (ışın tedavisi, şua tedavisi veya radyasyon tedavisi olarak da adlandırılır), X ışını veya farklı radyasyon kaynaklarından elde edilen yüksek enerjili ışınları kullanarak tümör hücrelerinin öldürülmesi işlemidir. Radyoterapi uygulanması aynen akciğer filmi çekimi gibidir ve ağrı vermez. Tedavi seansları genellikle birkaç dakika gibi kısa sürelidir.

Bu yüksek enerjili x ışınları tarafından kanser hücrelerinin öldürülmesi prensibine dayanır, ancak radyoterapi sırasında aynı zamanda normal dokularında zarar görmesi mümkündür. Bu nedenle radyoterapi yapılacak olan bölgenin iyi planlanması ve çevredeki sağlıklı dokuların mümkün olduğu kadar korunması hedeflenir. Radyoterapi uygulanan bölgede de zaman içerisinde ödem yani sıvı toplanması, kızarıklık, sertlik, hareket kısıtlılığı gibi bulgular oraya çıkabilir. Radyoterapi özellikle çocuklarda ve gençlerde yaşamın sonraki yıllarında (genellikle 20–25 yıl sonra) ikincil kanserlerin gelişimine yol açabilir.

Radyoterapi için sıradan bir röntgen filminde kullanılandan daha yüksek enerjili ve daha güçlü X ışınları kul­lanılır. Ayrıca tanı amaçlı röntgen filmlerinde hasta bir saniyeden daha kısa bir süre boyunca radyasyona maruz kalırken, radyoterapi seans­ları bir dakika civarındadır. Bu ışınlar enerjilerini geçtikleri dokuların hüc­relerine akıtır. Tedavi sırasında tek yapmanız gereken hareketsiz yat­maktır; hiçbir şey hissedilmez ve si­zin açınızdan tek fark işlemin sıra­dan röntgen filmine göre daha uzun sürmesidir. Radyoterapi radyasyon yaymanıza yol açmaz.

Radyoterapi sırasında tedaviye bağlı oluşacak yan etkilerin büyük bir çoğunluğu geçicidir. Tedavi sonrası uzun dönemde tedaviye bağlı kalıcı yan etki oluşma riski çok düşüktür. Tedavinizle asıl ilgilenen doktorunuz size özel tedavinin detayları ve tedavi sırasında muhtemel gelişebilecek yan etlire konusunda sizi bilgilendirecektir.

Hedef
Radyoterapi hücre çekirdeğindeki DNA’yi hedefler. Çekirdekteki DNA yeterince zarar gördüğünde, hücre­ler çoğalma yeteneklerini yitirir. Kanserli bir dokuda doğal olarak ölen hücrelerin yerine yenileri kon­mazsa, kanserin büyümesi durur ve kitle küçülüp sonuçta tamamen yok olabilir.

Normal hücreler de radyoterapi­den belli ölçüde etkilenir. Neyse ki, genellikle normal hücrelerin radyas­yon hasarını tamir edebilme beceri­leri kanserli hücrelere göre daha yüksektir. Tedavi kanser hücrelerine en yüksek radyasyon dozunu vere­cek ve yakındaki normal hücreleri olabildiğince koruyacak şekilde uy­gulanır. Bunun için tümör üzerinde odaklanan çapraz ışınlar kullanılabi­lir ya da normal dokunun bir kısmı kalkanla koruma altına alınabilir (bk. aşağıdaki bölüm).

Kanserler tedaviye nasıl yanıt verir ?
Kanserlerin radyoterapiye duyarlı­lıkları büyük değişkenlik gösterir; bazılarının radyoterapiyle tamamen yok edilme olasılığı diğerlerinden daha yüksektir. Tedaviye yanıt ver­me hızları da çok değişkendir. Bazı kanserler yavaş yavaş küçülür ve sonunda radyoterapi kürlerinin ta­mamlanmasından çok sonra (belki de haftalar sonra) kaybolur. Bazı kanserler, özellikle de tedavi önce­sinde hücrelerin hızla bölündüğü kanserler, çok daha çabuk yanıt ve­rir.

Genel olarak küçük kanserlerin radyoterapi ile tamamen yok edil­me olasılıkları, büyük kanserlere gö­re daha yüksektir. Bunun nedeni kısmen kanserden etkilenen doku­nun net hacmi, kısmen de büyük tü­mörleri besleyen damarların yeter­siz kalarak orta bölümlerine ulaşan kan ve dolayısıyla da oksijen mikta­rında azalma olmasıdır. Radyasyo­nun yol açtığı DNA hasarı sürecinde oksijen büyük önem taşır. Oksijen dokulara alyuvarlar tarafından taşı­nır. Bu nedenle tümöre yeterince kan gitmezse ya da kandaki alyuvar konsantrasyonu düşükse (anemi) radyoterapinin etkisi azalabilir. Do­layısıyla, kan nakli (transfüzyonu) yaparak anemiden kaçınılması ya da kemik iliğini uyaran epoetin adında­ki ilacın verilmesi, belli koşullarda radyoterapiden daha başarılı sonuç alınmasını sağlar.
Radyoterapinin tümörde tam yı­kıma yol açamamasının bir nedeni de, günlük tedaviler arasında tümör hücrelerinin hızlı biçimde çoğalma­yı sürdürmesidir. Belli durumlarda bu sorunu gidermek için bazen kul­lanılan bir yöntem, çok kısa ve yo­ğun bir tedavi küründe, günde iki veya üç kez radyoterapi uygula­maktır. Buna “hiperfraksiyone” ve “hızlandırılmış” tedavi adı verilmek­tedir.

Radyoterapinin kanseri yok et­mesinin tek yolu, ışınların tümörün tamamını kapsayacak şekilde uygu­lanmasıdır. Radyoterapi, sıklıkla ameliyatla başa çıkılabilecek olduk­ça büyük doku parçalarının tedavi­sinde kullanılabilse de, görece belir­li bir bölgeye yönelik tedavi biçimi­dir. Bir diğer önemli etmen de “gray” denilen birimlerle ölçülen radyoterapi “dozu”dur. Bazı kanser­ler görece düşük dozlara iyi yanıt verirken, kimilerinin yok edilebil­mesi çok yüksek dozlar gerektirir.

Kanseri tamamen yok etmek amacıyla tek başına radyoterapi ve­rildiğinde (radikal radyoterapi) ge­nellikle yüksek dozlar kullanılır.
Radyoterapi, ameliyattan sonra tümörün yinelemesini önlemek amacıyla yardımcı (adjuvan) tedavi olarak uygulandığında ise, biraz da­ha düşük dozlara başvurulur. Palyatif tedavilerde ise dozlar genellikle çok düşüktür. Bu durumda amaç kanseri tamamen ortadan kaldırmak değil, tümörde belirtileri iyileştir­meye yetecek kadar küçülme sağla­maktır.

Radyoterapi Sırasında Hasta Neler Hisseder?

Hastalığın kendisi, yani geçirilmiş ameliyat veya kemoterapi (ilaç tedavisi) veya uzun süredir hastanede yatma nedeniyle bazı hastalar  radyoterapi öncesi kendilerini psikolojik olarak iyi hissetmeyebilirler.  Hastalığı kabul etmesi zor olabilir veya aile iş hayatında sağlık konusunda endişeleri olabilir. Kendini iyi hissetmiyor, hastalık veya tedavi konusunda kaygılanıyor veya uyuma zorluğu çeikyor olabilir. Bütün bunları doktorla paylaşmak zorundadır.

Gerçi pek çok onkolog hastasıyla ilgilenmemekte, pek çok soruya poposunu dönerek gitmektedir. Bu nedenle onkolog ile hasta arasında büyük bir kopukluk yaşanmaktadır.

Bazı hastaların herhangi bir şikayeti ve tedavi ile ilgili bir problemi olmayabilir. Eğer sizin hastanız bu gruptansa radyoterapi süresince günlük tedavi seanslarını aksatmamak ve kendini yormamak kaydıyla iş hayatına devam edebilir.

Radyoterapi Öncesi Hazırlık İşlemleri

Radyoterapi uygulamasına karar  verilen hastaların tedavilerinin hangi bölgeye, ne şekilde ve hangi cihazda verileceği doktorunuz, konunun uzmanı öğretim üyesi ve uzman medikal fizik mühendisinin aldığı kararlarla belirlenmektedir. Günlük tedavi seansları bu kararlara uygun olarak doktorun bilgisi dahilinde konu ile ilgili eğitimini tamamlamış sağlık teknisyenlerince yapılmaktadır.

Radyoterapi Nasıl Uygulanır?

Radyoterapi X veya gamma ışınları üreten cihazlar kullanılarak yapılır. Hasta, tedavi masasına simülatördeki pozisyonunda dikkatlice yatırılır. Cihaz tedavi uygulanacak alana göre yönlendirilir. tüm bu işlemler bazen tedavi süresinden daha uzun zaman alabilir. Ancak tedavi başarısı için çok önemlidir. Cihazın ışık veren kısmı genellikle hastanın cildinden belirli bir mesafe uzakta olur. Bazen bu aşamada da doktorun istekleri doğrultusunda belirli kontroller için port filmlerin çekilmesi gerekebilir. İlk tedavi sırasında doktor kontrolünde teknisyene belli bilgilerin aktarılması ve bazı kontrollerin yapılmasını gerektirdiğinden diğer seanslara göre daha uzun sürebilir. Tüm işlemler tamamlandıktan sonra tedaviyi başlatabilmek için tüm sağlık personelleri ve varsa hasta refakatçısı tedavi odası dışına çıkarlar. Tedavi süresince odada yalnız kalmak, hastayı tedirgin edebilir. Tedavi odalarında ses ve görüntünüzü dışarı aktaran cihazlar (mikrofon ve kameralar) aracılığıyla hasta takip edilir. 

Radyoterapi uygulaması sırasında; ağrı, yanma, sızı hissetmek mümkün değildir.  Tedavi sırasında hastanın yutkunmaması, nefes alma dışında kesinlikle kıpırdamaması gerekir. Tedavi süresince tehlike söz konusu değildir. Gerektiğinde teknisyen tedaviyi keserek içeri girebilir. Tedavi bittikten sonra teknisyen hastanın yanına giderek hastanın masadan kalkmasına yardımcı olur. Radyoterapi sırasında verilen radyasyon bulaşıcı değildir. Bu nedenle radyasyon tedavisi gören hastalardan, diğer yakınlarına radyasyon bulaşması mümkün değildir.

Radyoterapin Yan Etkileri Nelerdir?

Radyoterapi, sadece ışınlanan alan içerisindeki hücreleri etkiler. Tümör hücrelerinin ölmesine neden olur. Tümör çevresindeki normal hücreler hücrelerde uygulanan tedaviden etkilenirler. Ancak bu sağlam hücreler tümöre göre hem radyoterapiden daha az etkilenir. Hem de radyoterapi sonrası daha çabuk yenilenir.

Hastalığın çeşiti veya yerleşim bölgesi nedeniyle radyoterapiye bağlı kalıcı bir yan etki oluşacaksa bu durum tedaviler öncesi doktor tarafından hastaya ayrıntılı olarak açıklanacak ve hastanın rızası alınacaktır.

Radyoterapiye bağlı gelişebilecek yan etkileri şöyle sıralayabiliriz:

1-) Yorgunluk ve Halsizlik Hali

Genellikle radyoterapinin 2. haftası civarında başlar. Hastalğın kendisi, uyku sorunları, ağrı azalmış iştaha bağlı olabileceği gibi hastalık ve tedavi nedeniyle içinde bulunulan psikolojik durumun neden olabileceği düşünülmektedir. Radyoterapi için hergün yolculuk yapılması da halsizliğe katkıda bulunabilmektedir. Tedavi tamamlandıktan 1-2 hafta sonra tamamen geçer. Radyoterapi devam ederken günlük aktivitelerin azaltılması, gün içinde kısa süreli dinlenme molalarının verilmesi, hafif tempolu yürüyüşler ve gevşeme egzersizleri önerilmektedir.

2-) İştahsızlık

3-) Cilt Problemleri

Tedavi bölgesi içinde kalan ciltte hastalığınıza özgü uygulanması gereken tedavi tipine bağlı hafif kurulur ile sulu yara arasında değişen cilt problemleri görülebilir. Radyoterapi uygulanan bölgeye su değdirilmeyeceği gibi, su değse bile muhakkak kurulanmalı ve ıslak bırakılmamalıdır. Banyo yapıp yapılmayacağı hususu muhakkak doktora sorulmalıdır. Tedavi uygulanan bölge kesinlikle güneşten uzak tutulmalıdır. Işınlanan bölgenin, ter, akıncı gibi cilt tahrişini artıracak ıslaklıktan korunması gerekir.

Tedavi sahası içinde kalan tüy ve kıllarda tedavi sonuna doğru dökülme olabilir. Bu sadece ışın uygulanan bölgeyi kapsar. Hastanın vücudunun diğer kısımlarındaki  kıllar bundan etkilenmezler. Korkulacak bir durum değildir, tedaviden bir süre sonra tekrar çıkabilirler. Tedavi sahasına giren bölgelerdeki tüy ve kılları temizlemek için traş köpüğü, jilet, tüy dökücü krem, ağda ve benzeri malzemeler kullanılmaz. Erkeklerin sakal ve bıyık traşı için sulu traş yerine elektrikli traş makinası kullanması gerekmektedir.

Herhangi bir nedenle ışınlanan alana sürülecek bir ilaç vs.'yi farklı branştan bir doktor dahi reçete etmiş olsa da kullanmadan önce radyoterapi doktoruna danışmak gerekir. Tedavi sırasında radyoterapi nedeniyle ciltte oluşabilecek her türlü yan etkinin uygun tıbbi bir tedavisi vardır.

 

Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 12° 2°
Saat