Üyelik Girişi
Site Menüsü

Gliom

 

Beyin ya da omuriliğin destekleyici doku hücrelerinde gelişir.

 

1-) BEYİN TÜMÖRLERİ:

Beyin Tümörleri

Kafa boşluğunda beynin çeşitli bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri denir. Kafa içinde basınç artmasına ve beyin ödemine bağlı olarak baş ağrıları, baş dönmesi (vertigo), kusma, konvülsiyon gibi genel belirtilerle kendini belli eder.

Beynin ön kısmında yani frontallobda oluşan urlarda ruhsal bozuklukların ve kişilik değişikliklerinin görülmesi karakteristiktir. Önceleri durgunluk, unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik bozukluklar meydana gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona bağlı olarak Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.

Tümörün tuttuğu beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma bozuklukları (afazi), oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde görme bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak veya büyük görme (mikroskopi veya makroskopi) gibi belirtiler meydana getirirler.

Baş dönmesi kulak çınlaması ve ilerleyici işitme kaybı ile beraber oluşan Menier sendromu beyin tümörlerinin tipik bir lokalizasyonu sonucu meydana gelir.

Beyin dokusundan çıkan urlara gliom denir, erken belirti verirler. Beyin zarlarından oluşan urlar yani meningiomlar beyne basınç yaparak, kendilerini gösterirler, beyin dokusuna yayılmazlar. Sinirlerden kaynaklanan urlar ise nörinom adını alırlar. Ayrıca beyin damarlarının urlaşması ile meydana gelen hemangiomlar veya çeşitli dokulardan oluşan mikst urlar da vardır. Bazı hastalıkların neden olduğu sifiloma, tüberkiloma ve aktinomikoma gibi urlar da kafa içinde görülen diğer urlardır.

Bütün bu tümörlerin müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak baş ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı bazen birkaç dakika, bazen 1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı, bağırma, baş hareketleri gibi nedenlerle başlayan ağrılarda vardır. Bulantısız kusmalar, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal değişmeler bulunabilir.

Tümörlerin motor alanları tutması halinde bazı reflekslerin kaybolması, bazı reflekslerin arması şeklinde görülür, hatta felçler meydana gelebilir. Hipofizin eozinofil hücrelerinden çıkan adenom şeklinde urlar gençlerde jigantizm denen devliğe, yetişkinlerde akromegali sendromuna yol açarlar. Bazofil hücrelerin adenomu Cushing hastalığına yani tansiyon yüksekliği, şişmanlık, kıllanma gibi belirtilere sebep olur. Hipofizin kromofob hücrelerinin adenomu ise hipopituitarizm sendromu yaparlar. Fröchlich sendromu da denen bu hastalık erkeklerde seksüel isteksizlik ve sekonder seks karakterlerinde gerilme ve kılların dökülmesi gibi belirtiler meydana getirir.

Ayrıca başka organlarda meydana gelen habis urların, örneğin akciğer, meme, deri, bağırsak ve böbrek kanserlerinin (Hipernefrom) metastazları da beyinde yerleşir. Beyin tümörlerinin bazıları beyin cerrahları tarafından ameliyatla tedavi edilebilmekte, bazılarına ise ancak sitostatik ilaçlar (BCNU,CCNU), kortikosteroidler veya radyasyon tedavisi uygulanabilmektedir.

Beyin urları kan muayenesi, beyin-omurilik sıvısının muayenesi, göz dibi muayenesi ve röntgen muayenesi gibi yardımcı muayene yöntemleriyle ve sinir hastalıkları uzmanı doktorların nörolojik muayenesiyle teşhis edilirler. Bazı hastaların göz dibi muayenelinde   papilla ödemi vardır.

Ayrıca serebral arteriografi (anjiografi), elektroansefalografi yani beyin elektrosu, radiozizotop tetkikler (sintigrafi), ultrason, ventrikülografi, tomografi, termografi gibi daha özel muayene ve teşhis metotları kullanılmaktadır.

2-) OMURİLİK TÜMÖRLERİ:

Beyin gibi omurilik de genişleme olana­ğından yoksun ve hacim değişikliklerini karşılayamayan bir boşlukta bulunur; bu nedenle küçük bir kitle bile ağır sinir sistemi bozukluklarına neden olabilir. Birincil ve/ya da yayılım sonucu geli­şen omurilik tümörleri geleneksel ola­rak acil beyin cerrahisi olgularıdır; giri­şim zamanında gerçekleştirilmezse, tü­mör geriye dönüşü olmayan bir felce neden olur. Omuriliğin en sık tümör gö­rülen bölümü göğüs (toraks) omurları­dır; çünkü bu bölgede hem omur sayısı çoktur, hem de meninjiyomlar (beyin-omurilik zan tümörü) bu omurlarda da­ha sık görülür. Ayrıca bu bölge mediastine (akciğerler arasındaki bölge) yakın­dır. Mediastinde ise genellikle lenfom, meme ve akciğer kanserlerinin yayılımlarına bağlı olarak büyüyen lenf bezleri bulunur ve bunlar omurilik kanalına doğru büyüyerek omuriliğe baskı yapar­lar.

Omurilikte tümör Başlangıç belirtileri - Klinik tablo tümörün omuriliğe yaptığı baskının aşamalı olarak gelişmesini yansıtır. Ol­guların yüzde 80-90'mda, başlangıç ev­resinde tümörün yerleştiği bölge ağrılı­dır. Ağrı sinir kökleri üzerindeki baskı­dan kaynaklanır ve genellikle iki yanlı bir yayılımı vardır. Omuriliğe baskı ile klinik belirtilerin ortaya çıkması arasın­daki süre, tümörün yerine ve büyüme hızına bağlı olarak değişebilir (birkaç günden 18 aya kadar). Başlangıçtaki ağrılı evreyi, bir dizi sinir sistemi bo­zuklukları izler; bunlar, da baskının ilerlemesini yansıtan belirtilerdin. Bu belirtiler hareket eksikliklerinden felce kadar değişebilir. Baskı nedeni gideril­mezse süreç son aşamaya geçer ve tam duyu yitimi (anestezi), deride beslenme bozuklukları, sık görülen yatak ülserle­ri (dekubitüs ülserleri) gibi belirtiler gözlenir.

Tanıya yönelik incelemeler - Önce­likle, hastaya hiçbir zarar vermemesi (noninvaziv) ve tanıda yanılma payının az olması.nedeniyle bilgisayarlı tomog­rafi (BT) ve magnetik rezonans (MR) yöntemlerine başvurulur. Bunlardan başka omurilik boşluğunun kontrast madde verilerek görüntülenmesi yönte­mi olan miyelografi uygulanır. Omurili­ğin damarsal hastalıklarında ise anjiyografi yararlı sonuçlar verir. Omurili­ğe baskı yapan olguların en doğru tanı­sı, bilgisayarlı tomografi, magnetik re­zonans ve miyelografik incelemelerin ortak sonucuyla elde edilir.

Beyin-omurilik sıvısının incelen­mesi lomber ponksiyon (bel omurları arasından iğne ile sıvı alınması) ile sağlanır. Bu yöntemle alınan sıvıda protein yoğunluğunun arttığı görülür. Bu incelemede, bazı özel yöntemler kullanılarak, birincil tümörlerde sey­rek, yayılım ile oluşan tümörlerde ise daha sık olarak tümör hücreleri ortaya çıkarılabilir.

Ayırıcı tanı - Birincil ya da yayılım sonucu gelişen beyin tümörlerinin ayı­rımında;, hastaların öyküleri dikkate alınmalıdır.. Yayılım sonucu gelişen tü­mörler en çok 50-60 yaşlarında görülür. Omurilikte bir tümör yayılması kuşku­su belirince, birincil tümörün yeri hak­kında bilgi edinilmesi önem taşır. Me­ninjiyomlar (beyin-omurilik zan tümö­rü) kadınlarda daha sıktır, .göğüs (to­raks) bölgesinde yerleşir, yavaş gelişir ve genellikle ağrı yapmazlar. Omurilik kanalı boyunca çevreye yayılan nörinomların yavaş bir gidişi vardır ve tek yanlı ağrı yaparlar. Gliyomlar .daha çok gençlik çağı tümörleridir; öncekilerden farklı olarak omuriliğin içine yerleşir ve oldukça yavaş gelişirler.

Tümörün gidişi ve komplikasyonları - Omurilik dışındaki omurga tü­mörlerinin gelişimi, tümörün tipi, kütle­si ve büyüme hızına bağlıdır. Değişik baskı dereceleri daha önce anlatılan değişik klinik belirtileri açıklar. Omurili­ğin içine yerleşen tümörlerin gelişimi daha hızlıdır; hastaların çoğunluğunda iki ay içinde iki yanlı felçler görülür. Büzgen kasların işlevinin bozulmasına, sertzar dışı tümör biçimlerinde daha er­ken olmak üzere, olguların yüzde 60'ında rastlanır. Lezyonun yerleşim yerinin altında tam bir felcin ortaya çık­ması, onkoloji acil polikliniklerinde sık görülen bir komplikasyondur. Kütle cerrahi girişimle alınabilir ya da ışın te­davisi uygulanabilir.

Omurilik Tümörü Tedavisi

Tümörün tipine ve yerleşti­ği yere bağlıdır.

-Cerrahi. Cerrahi girişimle tümör alı­nır. İyi huylu, omurilik dışı, sertzar içi tümörler cerrahi yöntemle tedavi edilir. Omurilik içi tümörlerin tedavisinde cer­rahi girişimin başarısız sonuçlar doğur­ma (yüzde 14) ve ölüme yol açma (yüz­de 9) tehlikesi yüksektir; sonuçlar ge­nellikle hayal kırıklığına yol açar. Mikrocerrahi yönteminin gelişmesiyle (özel ameliyat mikroskopunun kullanılması) daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. -Işın tedavisi (Radyoterapi). Işın teda­visi gerek ağrının azaltılmasını, gerekse birincil ya da yayılım odağı olan tümö­rün denetlenmesini sağlar. İlaç tedavisi ile birlikte ya da tek başına ilk önce başvurulan tedavi olabilir ya da cerrahi girişimden sonra uygulanabilir. -İlaç tedavisi (Kemoterapi). Işın teda­visi ve cerrahiden sonra ya da ilk seçe­nek olarak ışın tedavisi ile birlikte uy­gulanabilir. İlaçların seçimi tümörün ti­pine ya da başka yerlere yayılımına bağlıdır.

Beklenen gidişi - Omurilik tümörü hastalarının beklenen yaşam süresi, kafaiçi tümörü olgularındakiyle aynıdır. Hastalığın nasıl sonlanacağını yalnız tü­mörün kötü huyluluk düzeyi değil, aynı zamanda yerleşimi ve derinliği belirler.

Cerrahi dekompresyon denince ne anlaşılır?

Cerrahi dekompresyon, kafatası boşluğu gibi yarı kapalı bir kutuda geliş­mekte olan tümöre "yer açmak"tır. Dekompresyon sertzar açıklığından ka­fatası boşluğunu açıp tümörün üstüne uyan kemik bölümünün çıkarılma­sıyla ya da kafatasının içinde başka yapıların kapladığı yer azaltılarak sağ­lanır. Örneğin beyin-omurilik sıvısının hacmi azaltılır. Beyin tümörlerin­de her zaman görülen beyin ödemi akut evrede mannitol verilerek, subakut ve kronik evrelerde ise steroit ve idrar söktürücü ilaçlarla azaltılabilir.

Omurilikte bulunan bir tümörün olağan belirtileri nedir?
Zafiyet, el ve ayaklarla birlikte beliren arka ağrıları, mesane ve bağırsakta meydana gelen rahatsızlıklar.

Muhtelif omurilik tömörleri var mıdır?
Evet. Omurilik dış basınçlardan ve içerisinde gelişen yabancı maddelerden etkilenebilir. Bu tümörlerin yaklaşık % 50'si omuriliğin üzerindeki dokulardan veya bir omurga sinirinden ileri gelmektedir.

Omurilik tümörü nasıl teşhis edilmektedir?
Hastanın yaşantısı incelenince ve hasta tam bir muayeneden geçirilince bir omurilik tümöründen şüphe edilebilir. Omurgada ufak bir delik açılması yoluyla beyin-omurga (cerebrospinal) sıvısı akıntısında bir tıkanma olup olmadığı tespit edilebilinmektedir. Omurga sıvısının laboratuarda teste tabi tutulması çok kez kıymetli bilgilerin elde edilmesine yarayacaktır. Beyin-omurga (cerebrospinal) sıvısına radio-opak maddesi zerkedilmesiyle ve sonra has. taya fluoroscopy yapılmasıyla teşhis daha da kuvvetlendirilebilinecektir. Bu prosedürün adı myelography'dir. Normal durumda hasta sağa sola çevrildiği zamanlarda radio-opak madde serbestçe akacaktır. Bir tümör radio-opak maddenin akıntısını engelleyecek ve böylece bir taraftan teşhisin doğrulanmasına yarayacak ve öte taraftan tümörün tam yerini gösterecektir.

Omurilik tümörlerinde cerrahi müdahale sonuçları ne olur?
Omuriliğin üzerindeki dokularda meydana gelen tümörler veya bir omurga sinirinden olan tümörler ameliyatla alınabilir ve hasta ya tamamen iyileşir veya büyük ölçüde tedavi olur. Eğer omurilikteki hasar uzun süreden beri mevcutsa düzeltilemez hale gelmiş olabilir. Omurilik maddesinin içerisinde gelişmiş olan bir tümör genellikle çıkarılamaz durumdadır. Ancak bunların gelişmesi çok hallerde X ışını tedavisi ile önlenebilinir. Bazı vakalarda vücudun başka yerinde meydana gelmiş olan bir kanser yayılarak omuriliği de sarar. Bu gibi vakalar çoğunlukta umutsuzdur. Ancak, X ışınları tedavisi ve bazı hallerde cerrahi müdahale kısa bir süre için yararlı olabilir.

Omurilik tümöründen ileri gelmiş bir felç durumu cerrahi müdahaleyle iyileştirilebilinir mi?
Evet. Böyle vakaların yaklaşık yüzde ellisinde tümör cerrahi müdahale yoluyla çıkarılabilir ve hasta ya tamamen veya kısmen iyileşir. Bu tümörün tekerrür etmesi tehlikesi değildir.

Omurilik ameliyatları tehlikeli midir?
Vücudun başka herhangi bir yerinde yapılacak ciddi bir ameliyattan daha fazla değil.

Omurilik ameliyatlarında hangi anesteziler kullanılır?
Genellikle soluk borusuna yerleştirilmiş bir tüple yapılan genel aneztezi

Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 31° 18°
Saat