Üyelik Girişi
Site Menüsü

Kanser Belirtileri

 

1-) KANSER BELİRTİLERİ: 

Kanserin yol açtığı belirtilerin çoğu, kanserle hiç ilgisi olmayan, görece önemsiz hastalıklarda da çok sık ortaya çıkar. Bu nedenle bazı kişiler belirtileri ciddiye almaz ve doktora başvurmakta gecikebilir.

Hasta doktora gitse bile, doktoru, bu evrede kanser gibi ciddi bir tanıyı dikkate almanın henüz gereksiz olduğunu düşünebilir.

Aslında bu bir çıkmazdır. Kanserden kaynaklanma olasılığı bulunan her türlü belriti için çok kapsamlı ve acil testler yapılması, sağlık kaynaklarının hızla tükenmesine yol açacağı gibi, pek çok hastada gereksiz kaygıya da neden olacaktır.

İnatçı belirtiler ya da belli bazı belirtiler varsa doktorun daha ciddi bir hastalığı düşünme olasılığı artar. Bazı belirtiler ise doğrudan ciddi bir olasılığı akla getirdiklerinden, hemen daha kapsamlı testlere başlanır. Bir kanserin varlığına işaret edebilecek belirtiler arasında şunlar vardır:

a-) İnatçı ve açıklanamayan;

Öksürük,

Nefes darlığı,

Seste kalınlaşma,

Yutma güçlüğü,

Ağrı,

Hazımsızlık,

Kilo kaybı,

Barsak alışkanlıklarında değişiklik,

Vücuttaki herhangi bir delikten (örn. meme başı ya da vajina) akıntı,

b-) Her türlü anormal kanama;

Öksürükle kan gelmesi,

Rektal kanama,

Adetler arası vajinal kanama,

Cinsel birleşme sırasında kanama,

Menopoz sonrası vajinal kanama,

İdrarda kan,

Derideki benlerde kanama,

Yukarıda belirtilerden herhangi birinin bulunduğu kişiler hemen doktora başvurmalıdır. Bu tür belirtilerle doktora başvuran kişilerin büyük çoğunluğunda kanser saptanmaz, ancak kanser varsa bile, erken tanı çok önemlidir.

2-) KİTLELER VE ŞİŞLİKLER:

Kanserlerin büyük bölümü vücudun derin dokularına yerleştiğinden, ancak az bir kısmı doktor muayenesinde saptanabilir; hastaların kendilerinde bu şekilde bir kütle saptaması olasılığı daha düşüktür. Öte yandan meme ya da boyunda veya koltukaltındaki lenf bezleri gibi organlarda ortaya çıkan daha yüzeysel kanserler, sıklıkla hasta tarafından bir kütle olarak fark edilir. Deri kanserlerinin çoğu da önce doktor tarafından değil, hasta tarafından fark edilmektedir. Aslına bakılırsa, kütlelerin ya d derideki inaçtı değişikliklerin ancak az bir kısmı kanser çıkar. Ancak meme, testis ya da başka bir bölgede şişlik veya giderek kötüleşen ve nedeni açıklanamayan bir ülser ya da leke (özellikle deri benlerinin görünümlerindeki değişiklik) far ederseniz, hemen doktora başvurmalısınız.

3-) KANSER İÇİN TARAMA TESTLERİ:

Kanserleri daha erken ve iyileştirilebilir bir aşamada saptamaya yönelik tarama testleri, bazı önemli kanser türlerine bağlı ölümleri azaltabilir. Ancak tarama testlerinin de kendilerine özgü sorunları vardır. Test sırasında  bir anormallik saptanırsa (daha sonra sıklıkla bu anormalliğin kanser olmadığı anlaşılsa bile) hasta başka bir çok testten geçer ve gereksiz yere yoğun kaygı yaşar.

Tarama testlerinde kimi zaman çok yavaş büyüyen kanserler ya da fark edilmese bile herhangi bir soruna yol açmayacak olan pre-kanseröz oluşumlar saptanır.  Bunun sonucunda bazı kişilere aslında gerekmeyen tedaviler uygulanabilir. Tarama testleri pahalıdır: erken tanının tedavisinin başarısına ya da başarızlığına yol açacak bir fark yarattığı bir kanser vakasının saptanması için genellikle çok sayıda kişinin taraması gerekir.

a-) Meme Kanseri Taraması:

50 yaş üzerindeki kadınlara 65 yaşına kadar her üç yılda bir, sonrası içinde istedikleri zaman mamografi yaptırmaları önermektedir. Röntgen filmlerinde saptanan anormalliklerin büyük kısmı kanserli olmasa da, bazılarında ek testler önerilmekte ve kimi zaman mikroskopik inceleme için dokudan küçük bir parça alınmaktadır. (biyopsi). bu anormalliklerin çok azının kanser ya da pre-kanseröz oluşumlar olduğu saptanır. Bu şekilde saptanan meme kanserleri genellikle küçüktür ve tarama testinin şifa olasılığını önemli ölçüde akttırdığı belirlenmiştir.

b-) Rahim boynu (serviks) kanseri taraması

Cinsel açıdan aktif olan kadınlarda 60-65 yaşına kadar her 3-5 yılda bir rahim boynu sürüntü testi (servikal smear) yapılmalıdır (hiç cinsel birleşmeye girmemiş kadınlarda bu kanser çok enderdir.) Sürüntü testi sırasında rahim boynunun görüntülenebilmesi için, vajinaya spekulum adı verilen bir aygıt yerleştirilir. Yeterli sayıda hücre elde edbilmek için, tahtadan yapılmış bir spatula kullanılarak, serviks hafifçe kazınır. Bu sürüntüler pir parça cam üzerine yayılır ve mikroskop alıtnda incelenir. İşlem bir miktar rahatsızlığa yol açsada, normalde ağrılı değildir. Bu test kolayca tedavi edilebilen pre-kanseröz (ön kanser) oluşumları, ayrıca tamamen iyileşme oranının çok yüksek olduğu erken evrede, kanserleri saptayabilir.

Servikal sürüntüde saptanan anormalliklerin çoğu küçük değişikliklerdir ve ek araştırma gerektirmez; bir kısmında ise sürüntü testinin tekrarlanması ya da belirli bir süre boyunca daha sık yapılması gerekir. Ancak, bazı anormalliklerde "kolposkopi" adı verilen daha ileri bir inceleme yapılması gerekir; bu işlemde bir büyüteç kullanılarak rahim boynu ışık alıtnda incelenir. Anormal bölgelerden küçük örnekler alınabilir ya da "punch biyopsi" (zımba biyopsisi) yapılabilir. Bu işlem biraz rahatsızlık verse de ağrıya yol açmaz ve yalnızca 10 dakika kadar sürer.

Kansere dönüşme potansiyeli taşıyan alanlar saptandığında, buradaki hücreleri öldürmek için ek tedavi önerilir. Bu amaçla kullanılabilen tedaviler arasında lokal anesteziyle uygulanan 'lazerle buharlaştırma' (yoğulaştırılmış bir ışın kullanılarak anormal hücreler yakılır) kriyoterapi (anormal hücreler ucu soğutulmuş bir sonda ile öldürülür) ve genel anesteziyle kullanılan diatermi hücreler elektrikli bir sonda ile yakılır) bulunur.

Koloskopide kadınların küçük bir kısmında daha ciddi bir anormallik olabileceğini düşündüren bulgular elde edilir ve genel anestezi altında 'koni biyopsi' yapılması gerekebilir (serviks kanalının iç tarafını döşeyen hücrelerin çıkarılması). Koni biyopsisi etkilenen dokuların tamamının çıkartılmasını sağlayabilir, nacak kimi zaman oluşumun daha derin katmanlara işlediği saptanır ve böyle durumlarda daha kapsamlı tedavi gerekir.

Çok az sayıda kadın serviks kanserinden ölmektedir ve bunların neredeyse %90'ı hiçbir zaman düzenli smear (sürüntü) testi yaptırmamış olan kadınlardır.

c-) Diğer kanserlere yönelik tarama testleri:

Son dönemdeki araştırmalarda, barsak tümörlerini erken evrede saptayan tarama testlerinin barsak kanserine bağlı ölümleri azaltabileceği gösterilmiştir.  Bu testte, dışkıda çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük miktarda kanın varlığı araştırılır. Bu tür kanamalar genellikle kanser düşündaki nedenlerden kaynaklansa da, kolonoskopi ya da baryumlu grafi ile gerçekleştirilen ek testler henüz belirtilere yok açacak kadar büyümemiş olan kanserlerin saptanmasını sağlayabilir. Gelecekte, 'dışkıda gizli kan' testi daha da yaygınlaşacak gibi görünmektedir.

Prostat kanseri kanseri tarnaması, bu kanserler tarafından sıklıkla üretilen bir kimyasal maddenin  'prostata özgü antijen ya da PSA' kandaki düzeylerinin ölçülmesi, fizik muayene ve ultrason görüntülemesiyle yapılabilir. Tarama sırasında bazı prostat kanserleri erken evrede saptanabilse de, kimi zaman tarama gereksiz tedaviye yol açabilir. Başka nedenlerle ölen yaşlı erkeklerin çoğunun prostatlarında küçük kanserler saptanabilir. Yaşlılardaki kanserlerin çoğu yavaş büyür ve tedavi edilmediği zaman hastanın geri kalan yaşamı boyunca soruna yol açma olasılığı azdır. Yine de son dönemdeki araştırmalar, taramanın prostat kanserine bağlı ölümleri azaltabildiğini düşündürmektedir.

Düzenli akciğer röntgeni ya da balgamın mikroskopik incelemesine dayanan akciğer kanseri taramnasının yararlı olmadığı gösterilmiştir. Akciğer kanserlerinin büyük bölümünün akıbeti dah erken evrelerden başlayarak kötü olma eğilimindedir ve günümüzde bu hastalığa bağlı ölümleri önemli ölçüde azalttığı gösterilen tek yöntem sigaranın bırakılmasıdır.

 

Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 3°
Saat